:: TAKSİM VE BİZ DERGİSİ TARAFINDAN YAPILAN Röportaj ::

Özellikle bu yaz sık sık yutdışında, çok önemli festivall ve kulüplerde çaldığınızdanTürkiye’deki müzik severlerinizle çok fazla buluşamadınız. Nasıl geçti 2006 yazı, DJ Tarkan için?

Çok keyifli ve de başarılı geçti diyebilirim hem ülkem adına, hem de benim adıma çünkü yurtdışında çaldığımız her yerde en başta Türkiye’yi temsil ediyoruz. Böyle bir sorumluluğunuz da varsa, bunu en iyi şekilde yerine getirmelisiniz, aynı zamanda da gittiğiniz her ülkede çaldığınız müziğin dışında karekterinizle de orada imzanızı atmalısınız diye düşünüyorum .

Türkiye’de bu yaz fazla çalamama konusunda ise, evet, çok fazla çalamadığım doğru ama burda yaşayan ve karşılarında beni görmek isteyen insanlarımızın da bunu anlayışla karşıladıklarını, aynı zamanda da bununla gurur duyduklarını görüyorum ve bu da beni çok mutlu ediyor tabiiki.

Yaptığınız prodüksiyonlar çok önemli plak şirketlerinden piyasaya çıktı ve çıkıyor; çok önemli toplama CD’lerde yer alırken Tiesto, Sasha, Nick Warren, Anthony Pappa, Deep Dish ve daha birçok dünyaca ünlü DJ’in de vazgeçilmez parçaları oluyor setlerinde. DJ Tarkan deyince Türkiye, Türkiye deyince DJ Tarkan ismi telafuz edilmeye başlandı son yıllarda. Bu sizin adınıza ve ülkemizin adına gurur verici bir olay mutlaka ama gelin görün ki belli bir kesimin dışında kimin bundan haberi var ülkemizde?

Maalesef pek kimsenin haberi yok diyebiliriz. Belki çok yakından takip edenler bu gelişmelerden haberdardır ama yukarıda da bahsettiğim gibi, en başta ülkemiz adına böyle sevindirici olayların ve haberlerin hiç bir dergide, internet sitesinde, gazetelerin ya da televizyonların müzik haberleri bölümünde ya da köşelerinde yer almaması son derece üzücü.

Geçen yıl V-Sag ile birlikte kurduğunuz ‘NO SMOKING’ adlı plak şirketi, piyasaya kaliteli parçalar çıkarmanın yanında sigara ve uyuşturucuya karşı bir plak şirketi olarak da tüm dünyada biliniyor. Neden böyle bir mesaj vermek istediniz ya da tam olarak anlatmak istediğiniz şey nedir?

Bizim en başta anlatmak istediğimiz, insanların müziği dinlerken kesinlikle hiçbir uyuşturucu maddesi kullanmadan da keyif alabileceği, mutlu olabileceğidir. Çalan DJ’in müziğine konsantre oldukları zaman, yani seti başından sonuna dinlerken O’nu hem izlemeleri hem de dikkatli bir şekilde dinlemeleri halinde, çok eğleneceklerdir, mutlu olacaklardır ve amaç bir yerlere yolculuk etmek ise, zaten o yolculuğa, istediklere yere oradaki dj tarafından götürüleceklerdir. DJ, karşısındaki insanı müzikle sarhoş edebilmeli, müzikle az önce de söylediğim gibi yolculuğa çıkarabilmelidir. İstediği zaman onları mutlu edebilmeli, istediği zaman da düşündürebilmeli, hüzünlendirebilmeli, hatta ağlatabilmelidir. Bu meziyetlere sahip olan biri, gerçekten iyi bir DJ’dir.

Sizin hayatınız boyunca sigara ve alkol kullanmadığınızı biliyoruz. Bu kadar yldır gece hayatının içinde olup da bu şekilde “temiz” kalabilmeyi nasıl başardınız?

Aile fertlerinden hiçbirinin bugüne kadar sigara içmemesi benim de bugüne kadar içmemem konusunda büyük rol oynamıştır mutlaka. Evde sadece misafirler olduğu zaman sigara içiliyordu, aile dostları olmaları sebebiyle. Ben bundan dolayı evin salonundan uzak dururken misafirler gittikten sonra da onlara neden sigara içirttiklerini sorardım annem ve babama. Onlar da bazı durumlarda arkadaşlarına izin vermeleri gerektiğini düşündüklerini söyleseler de ben bunu hiçbir zaman anlamak istemezdim. Yaklaşık olarak altı yıldır artık böyle bir hesap sorma olayı yok evde çünkü birlikte yaşamıyoruz artık. Benden uzaklaşmanın en doğru yol olduğunu düşünüp Asya yakasına taşındilar(-:
Kısaca çocukluğumdan bugüne sigaradan her zaman nefret ettim, hep de nefret edeceğim. İnsanların da neden sigara içtiğini, kendilerini neden hem maddi hem de manevi zarara soktuklarını hiçbir zaman çözemiyeceğim sanırım.
İçki konusuna gelince..Bir gün babam bana bir şişe bira vermişti, alışmam gerektiğini ve ileride arkadaşlarımla ara sıra içebileceğimi söyleyerek. Bir yudum aldıktan sonra arkadaşlarımla hayatım boyunca böyle bir organizasyonda bulunamıyacağımı anladım. Gerçekten hiçbirşey ifade etmemişti çünkü benim için, etmesi de gerekmiyordu aslında. O gün bugündür ağzıma bir daha ne bira ne de başka birşey koydum, bunu da hayatımda bir eksik olarak görmedim hiçbir zaman; aksine çok mutluyum her zaman yüzde yüz ayık olduğumdan ki dj kabininde, işini yaparken içki içip kontrolü kaybetmenin ne kadar yanlış olduğunu da her zaman söyledim, burda da söylüyorum(-: O kabin sizin işyerinizdir bir anlamda ve yüzde yüz konsantrasyon gerektiren bir işi yaparken nasıl olur da içki içip, kontrolü başkalarının eline verebilirsiniz? Yaptığınız işe saygı duymamak oluyor bu kesinlikle çünkü yukarıda da söylediğim gibi, inanılmaz şekilde dikkat ve konsantrasyon gerektiren, kesinlikle hata affetmeyen, zamana karşı bir yarıştır dj’lik.

Bildiğimiz üzere Yunan vatandaşı olan V-Sag ile nasıl tanıştınız? Birlikte müzik yapmanın dışında çok iyi arkadaş olduğunuzu duyduk. Türk-Yunan ilişkilerinin bu sayede tamamen düzeleceğini mi düşündünüz yoksa? (-:

(-: İlişkiler konusu daha doğrusu ülkelerin birbirleriyle düşman olması, hiçbir zaman anlıyamıyacağım bir olay. Başka bir deyişle geçmişe sünger çekmeli bence artık herkes; bugune ve yarına bakmalı yani kısaca, en önemlisi hiçbir konu hakkında önyargılı davranmamalı. Özellikle ülkemizin insanı maalesef birçok konuda bu şekilde hareket ediyor; tanımadan, daha bir kez bile yüzyüze konuşmadan acımasızca eleştirebiliyor ya da direk olarak yargılıyor. Konumuzun biraz dışına çıkmış olsak da müzik ve dj’lik ile de ilgisi var aslında bunun. Bir dj’i bir kez bile dinlemeden nasıl eleştirebilirsiniz?? Böyle birşey mümkün mü? Evet mümkün, bizim ülkemizde herşey mümkün ne yazıkki.. Bırakın bir kez dinlemeyi, bir dj’i eleştirmek için onu birkaç kez farklı yerlerde dinlemek gerekir (hem kulüp hem de radyo) ve bu dinleme olayı da az önce de bahsettiğim gibi, müziğe ve dj’in çaldığı sete, başından sonuna kadar konsantre olunmuş bir şekilde gerçekleştirilmeli. Aksi takdirde neyi, nasıl eleştirirsinizki? Bunun dışında müzik hakkında fikir sahibi de olmalısınız. Kültürün nereden geldiğini, kısaca elektronik müziği, dünden bugüne biliyor olmalısınız, aynı zamanda da müzik kulağınızın da iyi olması gerekir ve de dj’lik hakkında da bilgi sahibi olmalısınız. Set akıcılığı yani ard arda sıralanan parçalar, parçaları nasıl geçtiğini, neresinde geçtiğini, yapılan tonlamalar, kitleyi gözlemliyebilip gözlemliyemediği, yer ve zaman gore uygun çalabilip çalamadığı. Neler var dimi bilinmesi gereken?(-:

Gelelim sevgili yunan kardeşimize(-: 2005 yılının Mayıs ayında tanıştık İstanbul’da. Yüzyüze olan tanışmadan bahsediyorum tabii. Bu tarihe kadar daha çok internet üzerinden konuşuyorduk, bilgi ve müzik paylaşımında bulunuyorduk.
İstanbul’a, Republic adlı kulüpte müzik çalmaya gelirken 2 gün sonrasında dönmek vardı aklında ama yaklaşık 3 ay burada kaldı(-: Havaalanında karşılaşır karşılaşmaz öyle bir elektrik oluştu ki aramızda; sanki yıllardır tanışıyormuşuz ve konuşuyormuşuz. Espiri anlayışımızın da aynı olması (kaldı ki bu hiç kolay değildir ortak dil olan ingilizceyi konuşmak zorunda olduğunuz için), bizi birbirimize bağlayan ve de benim evimde 3 ay kalmasına sebep olan en önemli sebeplerden birisidir diye düşünüyorum. Yunanistan’da yaşayan ailesi ilk başlarda O’nu rehin aldığımızı düşünmüş olup çok korkmuş olsalar da uzun süreli telefon konuşmaları ve uğraşlar sonunda Vasilis, öyle bir olayın olmadığını, aksine Türkiye’de çok mutlu olduğunu anlatabildi ailesine(-:

V-Sag bildiğimiz kadarıyla 23 yaşında ve sizde 33 yaşındasınız. Aranızda bu kadar yaş farkı olmasına rağmen bu kadar iyi anlaşmanız gerçekten enteresan değilmi?

Evet, düşündüğünüz zaman enteresan gibi görünüyor ama inanın bana bunu sormasaydınız, ne zaman aklıma gelirdi bu, bilemiyorum(-: Birbirimizi, gerek birlikte prodüksiyon yaparken, gerekse de müzik çalarken o kadar iyi tamamlıyoruz ki, buna biz bile inanamıyoruz bazen(-:
Müziğin dışında konuştuğumuz her konuda da birbirimizi çok iyi anlıyoruz ve dediğim gibi herşeye birlikte gülüyoruz, birbirimizi de çok güldürüyoruz çoğu zaman. İsterdim ki hayatımı paylaşacağım kadın ile de her konuda bu şekilde iyi anlaşabileyim. Aklıma bir anda bu geldi çünkü aynı evin içinde ve dışarıda, uyumanın dışında tüm saatleri birlikte geçirip hiç kavga etmediğiniz gibi hep gülebiliyorsanız, ne mutlu size, öyle değilmi? (-:
İstanbul’a gelme olayı sadece bir kereye mahsus olmak üzere üç ay ile sınırlı kalmadı tabii. Yine bir yıl içinde iki kez daha geldi ve toplam beş ay İstanbul’da kaldı. Beş sene aralıksız da kalsa dediğim gibi sorun yaşayacağımızı hiç sanmıyorum da bu durumda ne zaman evleneceğim, evlenirsem eşim bu durumu nasıl kabul edecek, bunu düşünmeye başladım şimdiden(-:

Türkiye’de favori DJ’iniz ya da bu işi bu şekilde yapan kim veya kimler?

Favori isimlerimin ve bu işi gerçekten yukarıda anlattığım gibi yapan isimlerin başında Emrah Arslan, dj ismi ile FATTISH geliyor. Keşke bu ülkede değil de özellikle Amerika’da yaşıyor ve çalıyor olsaydı. O’nun ne kadar yetenekli ve başarılı olduğunu orada mutlaka anlarlardı ve bugün çoktan hak ettiği yere gelmiş olurdu. Üzülerek söylüyorum ki bu ülkede maalesef birçok kişi bir yerlere gelmek için arkadaşlık ilişkilerinden dolayi ya da parası sayesinde bir yerlere geliyor. Ülkemizin dinleyici kesiminde bulunan insanların çoğunun da fazla yabancı müzik altyapısına sahip olmamaları, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilmelerini zorlaştırıyor doğal olarak. İşin en kötü tarafı, sormak ve birşeyler öğrenmek yerine çoğu zaman acımasızca eleştirmeyi tercih etmeleri. Durum da bu olunca nasıl ve ne zaman gelişeceğimizi düşünüyor insan ister istemez.

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Almanca Öğretmenliği mezunusunuz ama öğretmenlik mesleğine hiç başlamadığınızı öğrendik. Hatta duyduğumuza göre Galatasaray’da bir dönem futbol da oynamışsınız. Peki neden öğretmenlik yapmayıp futbolu da bırakıp DJ’liğe başladınız ya da neden Dj olmaya karar verdiniz?

Duyumlar doğru ama stajyer ögretmenlik görevimi tamamladım(-: Almanca Öğretmenliği okurken aynı zamanda, tuttuğum takım olan Galatasaray’da futbol oynadım. Okul Göztepe’de, antrenman sahamız Florya’da, evim de Levent’teydi, yani tüm varış noktaları, birbirine en az iki saatlik bir uzaklıktaydı. Okul ve futbol birlikte güzel bir şekilde yürürken yaşadığım bir sakatlık, futbolu noktalamama sebep oldu ne yazıkki )-: Aynı dönemde okulu da bitirmiştim ve aslında okul engeli de kalmamıştı önümde. Kısmet değilmiş futbolcu olmak belki de diye düşünmüştüm.
Askerliğimi 1997 yılında kısa dönem er olarak Diyarbakır’da tamamladıktan sonra müzik hayatıma kısa bir sürenin ardından profesyonel bir şekilde devam ettim. Okul bittikten sonra futbolcu olma hayali suya düştüğünde küçüklüğümden beri hastası olduğum dj’lik ile ilgili birşeyler yapmak için kolları sıvamanın zamanı gelmişti ve Power FM ile başlayan profesyonel müzik hayatım Taxim’s Night Park ve Çubuklu 29 ile devam etti. Herşey istediğim gibi devam ederken askerliği de bir an önce aradan çıkarmam gerektiğine karar verip, vatani görevimi tamamlamak üzere Nisan-Kasım 1997’de askere gittim, yukarıda da bahsettiğim gibi. Bu görev sonrasında ise kendimi, Türkiye’nin o dönemde ilk ve tek dans müzik istasyonu olan Radio 2019’da buldum ve 3 sene boyunca bu radyo’da DJ, prodüksiyon müdürü ve sonrasında da müzik direktörü olarak calışırken bir yandan da İstanbul Dip Club’ın resident dj’liğini yapıyordum.
Radyo’nun 2000 yılında el değiştirmesi, isminin yanında konseptin de değişmesi beni çok üzmüştü. Kabullenememiştim bir türlü, bu kadar cok sevdigim radyonun tamamıyla tarz değiştirdiğine )-:

2000 yılından sonra ne oldu peki? Türkiye’de ve yurtdışındaki yükseliş bu yıllardamı başladı?

Öncelikle radyo ile yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Sonrasında da kısa süreli Radio Cool dönemi, aynı zamanda da daha çok guest dj yani misafir dj olarak çalmaya devam ettim gerek İstanbul’da gerekse de ülkenin dört bir yanını dolaşırken 2002 yılından itibaren de yurtdışında.

Bunun sonucunda yıllardır gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde mükemmel bir performans var ortada...6 yıldır dur-durak bilmeden dolaşıyorsunuz. Ülkenin en popüler, en sevilen, en başarılı DJ’isiniz ki birçok kez de Türkiye’nin en iyi DJ’i seçildiniz. Aynı zamanda da yurtdışında gün geçtikçe büyüyorsunuz. Bu çizgiyi, bu istikrarı nasıl koruyorsunuz?

En başta yaptığım işe saygı duyarak ve çok çalışarak, her zaman daha iyisini yapmalıyım diye düşünerek, çalarken de işime yüzde yüz konsantre olarak koruduğumu düşünüyorum.
Setlerdeki performans ise kendiliğinden oluşuyor aslında. Allah’ın bana bu konuda verdiği özel yeteneklerin de olduğuna inanıyorum kesinlikle. Bunu bana çevremdeki yakın arkadaşlarım ve dikkatli dinleyicilerim de söyler hep. Müziğe karşı hissettiğim yoğun duyguların ve yaratıcılığın maksimum seviyede oldugunu, böyle setlerin aksi takdirde oluşmasının mümkün olamayacağını biçok kez duymuşumdur. Tabiiki bu cümleleri arkadaşlarımdan ve çevremdeki insanlardan duymak mutlu ediyor beni ve hiçbirşekilde şımarmadan ve işime gösterdiğim özeni ve sevgiyi azaltmadan yoluma devam ettim hep, edeceğim de(-:

İnsanlar aynı zamanda sizin her setinizde mutlaka bir hikaye anlattığınızı, kısaca bir kompozisyon yazdığınızı, çaldığınız her setin son derece akıcı olduğunu ve bunu bir bütün halinde sunduğunuzu söylüyorlar. Sizi herkesten farklı kılan ve bu kadar başarılı olmanızın sebeplerinden biri de bu olabilirmi?

Teşekkür ederim öncelikle bu güzel sözleri sarf eden insanlara. Setteki bütünlük benim en çok önem verdiğim şeydir. Adı üstünde bir “set” çalıyorsunuz, parça tanıtmıyorsunuz ya da sadece bir parçadan diğer parçaya geçmiyorsunuz. Elinizdeki parçalarla bir bütün oluşturmanız gerekiyor yani bunu bir puzzle olarak düşünürseniz bu puzzle’ı tamamlamak için parçaları doğru yerlere koymalısınız ki puzzle oluşsun ve tamamlansın. Seti oluştururken de aynı şeyler geçerlidir kesinlikle. Elinizdeki parçaların arasından en doğrularını seçip en doğru yerlere koymalısınız, decklerin başındayken. Ancak o zaman anlamlı ve güzel bir hikaye oluşabilir.

Özel hayatınızdaki bu düzenli yaşam ve müzik hayatınızdaki başarılı ve istikralı gidişatınızdan dolay “Nike” firmasının size birkaç ay önce sponspr olduğunu duyduk ve bildiğimiz kadarıyla bir DJ’e ilk kez sponsor oluyor bu firma. Öncelikle tebrik ederiz ve böyle bir teklif karşısında ne düşündüz?

Teşekkür ediyorum. Gurur verici bir teklifti bu tabiiki ve seve seve kabul ettim. Müziğimi ve özel yaşamı takip edip de bana böyle bir teklif yapan dünyaca ünlü ve de başarılı bir firmanın teklifini nasıl geri çevirebilirdimki? :)

Aileniz hakkınızda ne düşünüyor? Sanırım sizinle gurur duyuyor olmalılar? Bu işi yapmaya karar verdiğiniz zaman ne dediler? Sizi destekledilermi?

Onlar bana bugüne kadar her konuda destek oldular. Hiçbir zaman olumsuz cevap vermediler ya da konuşmalarda bulunmadılar. Annem ne kadar öğretmenlik yapmamı istediyse de onların karşısına geçip müzik alanında hayatımı sürdürmek istediğimi söylediğimde buna saygı duyduklarını, kararımın ne olursa olsun, her zaman yanımda olacaklarını söylediler. Bugün ise benimle gurur duyduklarını, beni takdir ettiklerini görmek, ne kadar doğru bir karar verdiğimi gösteriyor.

Son olarak ‘Taksim.biz’ üyelerine ve hayranlarınıza söylemek istedikleriniz nelerdir?

Öncelikle tüm üyeleri ve hayranları sigarayı bırakmaya davet ediyorum, sonrasında da hayalim olan sigara içilmeyen bir kulüpte onlarla sabaha kadar eğlenme garantisi veriyorum ki bu ülkede inşallah böyle bir kulübü ben açacağım, eğer benden önce kimse açmazsa(-: